Büyük Roman Seti

49.90  164.00 

%70 İNDİRİM

SADİST

Meyra Kaya. 18 yaşındayken kaçırılan ve bir haftası, bütün hayatına mal olan parlayan ışık. Bir haftanın sonunda evinin önünde kesikler içinde çırılçıplak uyanan Meyra için oyun yeni başlıyor.
“Gücün bende olduğunu biliyorsun, yapabileceklerimi, kaybettireceklerimi… Ama bir şeyi kaçırıyorsun. Ben hep arkandan gelen karaltıyım. Beni bulman için arkanı dönmen gerek. Cesaretine karışmış korkun buna engel olsa da dön arkanı. Unutma ben herkesim. Bir aşağıdayken bir yukarıdayım. Ben yakalanamayan ruhun körelmiş gölgesiyim.”

SENİ BANA VERMİŞLER

“Yani Ömer Ağa’yla evleneceğim…” diye mırıldandım sanki yeni bir şey duymuşum da öğrenmek için tekrar etmeme gerekiyormuş, kendi sesimden duyarsam anlayacakmışım gibi.

“Evet, evleneceksin benimle.”
“Beni sana vermişler yani…” dedim, salak gibi tekrar ediyordum.
Karşımdaki adamın sert bakışları altında ezilmeye başladım.
” Evet seni bana vermişler!”

Bunu söylerken geniş göğsünü şişirmiş, sanki kendisi içinde zor bir şeymiş gibi mırıldanmıştı. Yani o da beni istemiyordu. Bu yaşına kadar evlenmediğine göre Urfa’da evde kalmış bile sayılırdı. Aslında hâlâ fena olmadığını düşünüyordum. Mavi gözlerine inat karanlık bakışları beni korkutuyordu. Esmer yüzüne yakışan kirli sakalıyla sert ve kötü adam imajı vardı. Yüzünde. Sadece bir ağada da olabilirdi. Gerçi her türlü benim müstakbel kocamdı yahu bu adam!

SANA İNANMAK İSTİYORUM

Görünmez bir adam sevdi kız.

Yaşadığı hayattan geri kalanını o adama adadı.

Ama adamın bu sevdadan haberi olmadı…

Yıldırım gibi çarpıldı kıza adam…

Satırları süzen bakışları, adamın yüreğinde yeni bir sayfa açtı.

Uzun sarı saçlarını kalem edindi adam, yeşil gözleri ise mürekkebiydi.

Usulca kalemi mürekkebe buladı.

O hayalinde, şiir yürekli bir adamın gönül köşküne yerleşmeyi düşlerken karşısına çıkan adam hayatın ta kendisiydi.

Lâkin gönlün anayasası yoktu. Ne nizam biliyordu, ne hudut.

Peki ya şimdi…

Gecelerce görmeyi düşlediği hayalini mi, yoksa gönlünde yeni filizlenen gerçeğin kendisini mi seçecekti?

Bilmiyordu…

Ya da belki hayaller, gerçeğin ta kendisiydi…

YANLIŞ

Hiç sevilmemişti genç kız. Aşk, Sevgi, Huzur, Güven… Hiç tatmadığı duygulardı. Ve bir adam tanıdı. Sinirlenince sol yanağında beliren gamzesi, çatık kaşları, derin bakışlarıyla hayatına aniden giren bir adam. Onun bakışlarında eridi, dokunuşunda yandı ve bir tek onun yanında tüm korkularından arındı.

Hissedemiyordu adam. Sıcağı, Soğuğu, Acıyı…Ve bir kadın tanıdı. Korku ve güvensizliklerle dolu buzdan bakışları, beyaz teniyle ay gibi parlayan bir kadın. İlk defa onunla bir tenin sıcaklığını, bir kalbin yumuşaklığını tattı. Acı, Tatlı, unutulmaz bir hikaye. Ve sadece küçük bir yanlış anlaşılmayla başladı.

OKULDA AJAN VAR

Masmavi gökyüzü uçsuz bucaksız. Orada özgürce uçan bir kuş olmak vardı şimdi, uçarak gitmek kimsenin bilmediği yerlere. O maviliğin tadını çıkarmak. Yorulur mu insan sevdiği işi yapmaktan? Ben çok yorulmuştum. Soğuk algınlığı değildi bu, gönül algınlığıydı bence. Herkese kırılmış bir ajan olarak, atılmış bir ajan olarak, omuzlarımdaki yükü kaldıramayan bir ajan olarak… Görevinden ayrılmış bir ajan, yeniden hayatına devam etse nasıl olur sizce? Zamanın bize ne öğrettiğini asla bilemezdik, çünkü zaman bir pencere açıp da bizi nereye sürükleyeceğini göstermiyordu. Kim bilebilirdi; yaşanacakları, yaşanmış olayları? ‘Bir gün.’ diye bahsettiğimiz zaman gibiydi beklenen. Bu gün de bitecek, bu gün de yerini başka bir güne bırakacak. Hep böyle ümit ederdik. Ama tahmin ettiğimiz gibi olmazdı, hiç kimse de tahmin edemezdi bu yüzden.

Stok Durumu: 98 adet stokta

Sayfa Sayısı

İncelemeler

Henüz inceleme yapılmadı.

“Büyük Roman Seti” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir