100 Temel Eser Çocuk Klasikleri – Set 3 (5 Kitap)

29.90  59.00 

%49 İNDİRİM

Mutlu Prens

“Ne tuhaf şey, gökte bir tek bulut yok, yıldızlar parıl parıl parlıyor ama yine de yağmur yağıyor. Avrupa’nın kuzeyinde iklim doğrusu berbatmış,” diye haykırdı. Saz, yağmurdan hoşlanırdı ama bu onun bencilliğinden başka bir şey değildi.

Derken bir damla daha düştü. “Yağmurdan koruyamayacak olduktan sonra heykele sığınmanın ne lüzumu var? İyi bir baca külahı bulmalıyım,” diye uçmaya davrandı. Fakat daha kanatlarını açmadan üçüncü bir damla düştü. Başını kaldırıp bakınca ne görsün? Mutlu Prens’in gözleri yaş içindeydi, altın yapraklarından da gözyaşları akıp duruyordu. Yüzü, ay ışığında o kadar güzeldi ki küçük Kırlangıç’ın yüreği sızladı. “Kimsiniz?” dedi.
“Ben Mutlu Prens’im”

Don Kişot

Böyle konuşa konuşa ilerlerken düzlükte karşılarına yel değirmenleri çıktı. Don Kişot ovada otuz kırk kadar yel değirmeni görünce seyisi Sanço’ya seslendi.
“Dostum, şansımız iyi gidiyor, şu karşıdaki devleri görüyor musun? Sayıları otuzdan fazla, bunlar ile savaşıp hepsini öldüreceğim. Alacağımız ganimetler ile zenginleşmeye başlayacağız. Bu alçak yaratıkları yeryüzünden kaldırmak ile kutsal bir hizmet de ifa etmiş olacağım.”
Sanço hayretle “Hangi devler?” dedi.
“İşte şu gördüklerin, kolları da ne kadar büyük.”
“Fakat efendim, onlar dev değil yel değirmeni. Sizin kol zannettikleriniz de kanatlarından başka bir şey değil.”
“Senin maceralarda hiç tecrüben olmadığı görülüyor. Eğer korkuyorsan bir kenara çekilip dua etmeye başla, ben eşit şartlar içinde bulunmadığım hâlde bu tehlikeli savaşa girişeceğim.”
Sözlerini bitirir bitirmez Rosinante’yi mahmuzlayıp değirmenlere saldırdı. Bunların dev değil yel değirmeni olduğunu bağıra bağıra söyleyen Sanço’yu dinlemiyordu bile. İşin garip yanı değirmenlere yaklaştığı hâlde fikrini hiç değiştirmemesiydi.

Heidi

Güneşin sona kalan kızıllığı kayalıkların ve ilerdeki karlı dağların tepelerini aydınlatıyor ve sanki büyük bir yangın varmış gibi görünüyordu.

Heidi bu manzara karşısında hayrete düşmüştü. İlk defa böyle bir şey görüyordu. Aniden sıçradı ve eliyle tepeleri göstererek “Peter! Peter! Yukarıya bak, bütün dağlar yanıyor, oradaki karlı tepeleri görüyor musun? Karlar da yanıyor. Ooo! Şimdi gökyüzü de öyle oldu. Peter kalk, kayalıklara bak, yangın büyük kuşun yuvasına doğru gidiyor, köknar ağaçları da yanıyor,” diye haykırdı.

Peter küçük kızın bu haline kahkaha ile gülüyordu. “Hayır Heidi! Yangın falan yok, her zaman böyle olur, güneş batarken her taraf kıpkırmızı olur,” diye cevap verdi.

Heidi “Yaa öyle mi! Fakat bu çok güzel bir manzara, şimdiye kadar hiç böylesini görmemiştim, sanki dağlar yanıyormuş gibi geldi bana,” dedi.

Bu sırada Peter hazırlıkla meşguldü. Bir taraftan ıslıkla sürüyü toplamaya çalışıyor, diğer taraftan Heidi’ye “Yarın aynı şeyler olacak, merak etme, tekrar göreceksin, hem de her gün fakat artık dönmeliyiz, hava kararmaya başladı,” diyordu.

Hikayeler-2

Grişka için çözümlenmesi gereken yeni bir sorun ortaya çıkmıştı. O güne kadar Pelageya, serbestçe, kimseye hesap vermeden, istediği gibi yaşıyordu. Ansızın bir yerlerden bir yabancı ortaya çıkıp onun davranışlarına ve malına sahip çıkma cesaretini kendisinde buluyordu!

Bunları düşünen Grişka’nın içine bir hüzün çöktü, insan zorbalığının bu zavallı kurbanını candan, gözleri yaşararak okşamak istiyordu. Kilerden en büyük elmayı kapıp mutfaktan içeri daldı, onu Pelageya’nın eline koydu ve bir ok gibi odasına geri döndü.

Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler

Hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmayan Nasreddin Hoca, 1208 – 1484 yılları arasında, Anadolu Selçukluları döneminde yaşamış efsanevi kişidir.

Nasreddin Hoca’nın gerçekte yaşayıp yaşamadığına dair tartışmalar vardır. Bunun yanında gerçekten yaşamış olduğuna dair bazı belgeler de bulunmaktadır. Bu belgelerden edinilen bilgilere göre Hortu köyünde doğmuştur.

Nasreddin Hoca burada temel eğitimini almış, Sivrihisar’da medresede eğitim görmüştür. Babasının ölümünden sonra memleketinde köy imamlığı görevini üstlenmiştir. Nasreddin Hoca, bir süre sonra Akşehir’e göç etmiştir. Aynı zamanda Akşehir çevresindeki yörelerde de kısa süreli bulunduğu düşünülmektedir.

Nasreddin Hoca Akşehir’de ölmüştür. Günümüzdeki Nasreddin Hoca Türbesi’ne gömülmüştür. Nasreddin Hoca’nın adına anlatılar hikâyeler ölümüyle aynı yüzyıl içerisinde ortaya çıkmıştır. İlerleyen zamanlarda onun adına anlatılan hikâye sayısı binin üzerine çıkmıştır.

Nasreddin Hoca hikâyeleri insanları düşündürmeye yönelik eğlendirici, öğütleyici hikâyelerdir. Sözlerinden bazıları ise atasözü olarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Türk milletinin ince zekasını, espri gücünü en iyi şekilde yansıtan kişi olarak Türk Kültür Tarihi’nde layık olduğu seçkin yerini almıştır. Ayrıca 1996 yılı UNESCO tarafından tüm dünyada Nasreddin Hoca Yılı olarak kutlanmış olup günümüzde Nasreddin Hoca adına şenlikler, yarışmalar ve bilimsel toplantılar düzenlenmektedir.

Çeşitli fıkralarında Timurlenk ile aynı dönemde yaşamış gibi görünür ama bu mümkün değildir. Timurlenk ile çeşitli hikayeleri olan kişi aslında şair Ahmedi’dir. Hikayeler daha sonradan değiştirilmiştir.

Stok Durumu: 80 adet stokta

Sayfa Sayısı

Kategori

Fiyat

Cilt Tipi

İncelemeler

Henüz inceleme yapılmadı.

“100 Temel Eser Çocuk Klasikleri – Set 3 (5 Kitap)” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir